Dil Seçiniz

Gastrit, Ülser, Reflü Nasıl Ayırt Edilir?

Mideyle ilgili şikâyetler, günümüzde birçok insanın günlük yaşamını olumsuz etkileyen en yaygın sağlık problemlerinden biridir. Mide yanması, ağrı, ekşime gibi belirtiler, çoğu zaman gastrit, ülser veya reflü gibi sindirim sistemi hastalıklarının ilk işaretleri olabilir. Ancak bu üç rahatsızlık, belirtiler açısından birbirine oldukça benzediğinden, çoğu kişi tarafından karıştırılmakta ve bazen yanlış tanı nedeniyle yanlış tedavi yöntemlerine başvurulmaktadır. Bu nedenle bu hastalıkların arasındaki farkları bilmek, hem doğru tedavi süreci hem de yaşam kalitesinin korunması açısından oldukça önemlidir.

Gastrit, Ülser ve Reflü Nedir?

Mideyle ilgili şikayetler günümüzde oldukça yaygındır ve genellikle üç temel rahatsızlıkla karşımıza çıkar: gastrit, ülser ve reflü. Bu üçü birbirine benzese de aslında farklı nedenlerle ortaya çıkar ve farklı şekillerde seyreder. Gastrit, mide iç yüzeyini kaplayan mukozanın iltihaplanmasıyla oluşur. Bu iltihaplanma bazen aniden gelişebilir (akut gastrit), bazen de uzun vadede yavaş yavaş ilerleyebilir (kronik gastrit). En sık rastlanan nedeni ise Helicobacter pylori adlı bakteridir. Bunun yanı sıra uzun süreli ağrı kesici kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve yoğun stres de gastrite zemin hazırlayabilir. Mide ülseri, mide iç yüzeyindeki dokunun asit nedeniyle zarar görmesiyle oluşan, ağrılı bir yara durumudur. Gastritle benzer nedenlere sahip olan ülserin en yaygın sebepleri yine Helicobacter pylori enfeksiyonu ve uzun süreli antiinflamatuvar ilaç kullanımıdır. Ülser, tedavi edilmediğinde ciddi mide kanamalarına ya da delinmelere yol açabilir. Reflü ise farklı bir mekanizma ile ortaya çıkar. Bu rahatsızlık, mide asidinin yemek borusuna geri kaçması sonucu oluşur. Normalde mide ile yemek borusu arasında bulunan alt özofagus sfinkteri adlı kas halkası, mide içeriğinin yukarı çıkmasını engeller. Ancak bu kas yeterince güçlü değilse mide asidi yemek borusuna geçer ve hastada göğüste yanma, ekşime, ağızda acı su gelmesi gibi şikayetlere neden olur. Gastrit, ülser ve reflü; farklı mekanizmalarla oluşsalar da ortak bir noktaları vardır: yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilerler. Bu yüzden belirtiler hafife alınmamalı, gerekli durumlarda uzman bir doktora başvurulmalıdır.

Belirtiler Benzer Ama Farklı Hastalıklar Nasıl Ayırt Edilir?

Gastrit, ülser ve reflü; mideyle ilgili üç yaygın rahatsızlıktır ve çoğu zaman benzer belirtilerle kendini gösterir. Bu da hastalıkların birbirine karıştırılmasına yol açabilir. Ancak her birinin kendine özgü bazı farkları vardır ve doğru tanı koymak, etkili bir tedavi için büyük önem taşır. Üç rahatsızlıkta da mide ağrısı, şişkinlik, hazımsızlık gibi şikâyetler ortak olabilir. Ancak gastrit, genellikle yemek sonrası midede doluluk hissi, bulantı ve üst karın bölgesinde rahatsızlık şeklinde kendini belli eder. Şikâyetler zaman zaman hafif seyredebilir, ama kronikleştiğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Mide ülseri söz konusu olduğunda ise, daha çok açlıkla artan ve yemekle geçici olarak hafifleyen, yanıcı ya da kemirici tarzda ağrılar ön plana çıkar. Bu ağrılar gece uykudan uyandıracak kadar şiddetli olabilir ve genellikle karın üst bölgesinde hissedilir. Reflüde ise tablo biraz farklıdır. Mide asidinin yemek borusuna kaçması nedeniyle, daha çok göğüs arkasında yanma, boğazda acı tat, yutma güçlüğü, ses kısıklığı ve gece öksürüğü gibi belirtiler görülür. Reflünün ayırt edici özelliği, mide şikâyetlerinin boğaz ve ağız bölgesine kadar etki etmesidir.

Bu üç hastalığın farkı, aslında asidin vücutta nereye zarar verdiğiyle ilgilidir:

  • Gastritte mide iç duvarı tahriş olur.
  • Ülserde bu tahriş daha derinleşerek yara oluşumuna dönüşür.
  • Reflüde ise asit, mideyi aşarak yemek borusuna çıkar ve bu bölgeyi tahriş eder.

Bu nedenle doğru tanı için şikâyetlerin dikkatle dinlenmesi, gerektiğinde endoskopi gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulması gerekir. Çünkü belirtiler benzer olsa da, her hastalığın tedavi yaklaşımı farklıdır.

Gastrit Belirtileri ve Nedenleri

Gastrit, mide iç yüzeyini kaplayan zarın iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir mide rahatsızlığıdır. Bu durum her bireyde farklı şiddette yaşanabilir ve belirtiler, kişinin yaşam tarzına, beslenme alışkanlıklarına ve hastalığın evresine göre değişiklik gösterebilir. En sık görülen gastrit belirtileri arasında mide ağrısı, şişkinlik, bulantı, iştahsızlık ve bazı durumlarda kusma yer alır. Bazı hastalarda dışkının renginde koyulaşma gibi sindirim sistemiyle ilgili farklı sinyaller de gözlemlenebilir. Bu belirtiler zamanla artabilir ve tedavi edilmediğinde günlük yaşamı olumsuz yönde etkileyebilir. Gastritin en yaygın nedeni, Helicobacter pylori adlı bakteridir. Bu bakteri, mide asidine karşı dayanıklıdır ve mide duvarına tutunarak burada iltihap oluşumuna yol açar. Ancak tek neden bu değildir. Uzun süreli ağrı kesici kullanımı (özellikle aspirin, ibuprofen gibi NSAİ ilaçlar), aşırı alkol tüketimi, sigara, yoğun stres ve baharatlı yiyecekler de gastritin oluşumunda etkili rol oynar. Özellikle kronik gastrit, zamanla mide duvarında kalıcı hasarlara neden olabilir. Bu durum da ileride daha ciddi sindirim problemleri ve mide hastalıkları için zemin hazırlayabilir. Bu nedenle mideyle ilgili belirtiler hafife alınmamalı ve uygun tedavi için bir uzmana başvurulmalıdır.

Mide Ülseri Nedir? Belirtileri Nasıl Anlaşılır?

Mide ülseri, mide ya da onikiparmak bağırsağının iç yüzeyinde oluşan açık yaralardır ve genellikle gastrit ile benzer belirtiler gösterse de ağrının şiddeti daha fazladır. En belirgin belirtisi, yemeklerden birkaç saat sonra hissedilen yanma ve acıma hissidir. Bu yanma bazen o kadar şiddetli olabilir ki gece uykudan bile uyandırabilir. Ülseri olan bireylerde ayrıca mide bulantısı, iştahsızlık, kilo kaybı ve dışkıda siyah renk gibi belirtiler de görülebilir. Siyah dışkı, mide ya da bağırsakta gizli bir kanama olabileceğine işaret eder ve mutlaka ciddiye alınmalıdır. Mide ülserinin en sık nedenleri arasında Helicobacter pylori enfeksiyonu ve uzun süreli ağrı kesici (NSAİ) kullanımı yer alır. Bu iki faktör, mide duvarının koruyucu tabakasını zayıflatarak asidin dokulara zarar vermesine neden olur. Tanı sürecinde en güvenilir yöntemlerden biri endoskopidir. Bu sayede mide içi detaylı bir şekilde görüntülenerek ülserin yeri ve boyutu tespit edilebilir. Tedavide ise antibiyotikler, asit baskılayıcı ilaçlar ve beslenme ile yaşam tarzında yapılacak değişiklikler önemli rol oynar. Mide ülseri, erken teşhis ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilir. Bu nedenle mideyle ilgili sürekli ya da şiddetli şikâyetler yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması önerilir.

Reflü Hastalığı Mide Asidinin Yukarı Kaçışı

Reflü, ya da tıbbi adıyla gastroözofageal reflü hastalığı (GERD), mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla oluşan yaygın bir sindirim sistemi problemidir. Normalde mide ile yemek borusu arasında bulunan kapakçık (alt özofagus sfinkteri) bu geçişi engeller. Ancak bu kapakçık düzgün çalışmadığında, mide asidi yukarı çıkar ve yemek borusunu tahriş eder. Reflünün en sık görülen belirtisi göğüs arkasında yanma hissi, yani “heartburn” olarak bilinen rahatsızlıktır. Bunun yanında boğaza acı su gelmesi, kronik öksürük, ses kısıklığı, boğazda takılma hissi ve ağız kokusu da yaygın şikâyetler arasındadır. Özellikle yemeklerden sonra ve yatarken bu belirtiler daha da şiddetlenebilir. Reflüyü tetikleyen birçok faktör vardır. Yağlı yiyecekler, çikolata, kahve, asitli içecekler ve sigara bu durumu kötüleştirebilir. Ayrıca obezite ve hamilelik, karın içi basıncını artırarak reflüye zemin hazırlar. Tanı genellikle hastanın şikâyetleri dinlenerek konur, ancak bazı durumlarda kesin teşhis için endoskopi ya da pH ölçümü gibi testler yapılabilir. Reflü tedavisinde ilk adım genellikle yaşam tarzı değişiklikleridir. Yatarken başı hafifçe yükseltmek, az ve sık yemek yemek, reflüyü artıran gıdalardan uzak durmak bu değişikliklerin başında gelir. Gerekli durumlarda asit baskılayıcı ilaçlar ile mide içeriği kontrol altına alınarak yemek borusunun tahrişi azaltılır. Reflü, kontrol altına alınmadığında yemek borusunda uzun vadeli hasara neden olabilir. Bu nedenle şikâyetler sıklaşıyorsa ya da yaşam kalitesini etkiliyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Hangi Belirtilerde Endoskopi Gerekir?

Gastrit, ülser ya da reflü şüphesi olan kişilerde bazı belirtiler, sıradan mide rahatsızlıklarının ötesinde daha ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabilir. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak ve endoskopik inceleme yaptırmak büyük önem taşır. Özellikle uzun süren mide ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, iştah azalması, kanlı kusma, simsiyah renkte dışkı (gizli kan belirtisi), yutma güçlüğü ve demir eksikliği anemisi gibi şikâyetler varsa, mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına görünmek gerekir. Bu belirtiler, mide ya da bağırsaklarda ciddi bir sorunun habercisi olabilir ve kesin tanı için endoskopi gerekebilir. Endoskopi, yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının detaylı olarak görüntülenmesini sağlayan güvenilir bir tanı yöntemidir. Bu işlem sırasında doktor, mide iç yüzeyini doğrudan gözlemleyebilir; gastrit, ülser, reflü ya da başka rahatsızlıkları net bir şekilde değerlendirebilir. Gerek görülürse aynı anda biyopsi alınarak kesin tanıya ulaşmak da mümkündür. Erken teşhis, sindirim sistemi hastalıklarında hem tedavinin başarısını artırır hem de komplikasyon riskini azaltır. Bu nedenle yukarıdaki belirtilerden biri ya da birkaçı sizde de varsa, endoskopi ihmal edilmemesi gereken bir adımdır.

 

Yorum Yap

Hasta Görüşleri

Doç. Dr. Çetin ALTUNAL

20.05.1980 tarihinde Ankara’ da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’ da tamamladı. Lise eğitimi sırasında TÜBİTAK Bilim Olimpiyatları’ nda matematik ve kimya dallarında okulunu temsil etti. Daha sonra Uludağ ve Kırıkkale üniversitelerinde eğitimini tamamlayarak genel cerrahi uzmanı oldu. Eğitim sürecinde üst ve alt GİS endoskopisi (özefagogastroduodenoskopi ve kolonoskopi), laparoskopi (kapalı ameliyat teknikleri), yoğun bakım, yanık ve deney hayvanları gibi konularda ayrıca eğitim aldı. Türk Cerrahi Derneği, Dahili ve Cerrahi Yoğun Bakım Derneği üyelikleri bulunmakta olup, Kırıkkale Üniversitesi, Başkent Üniversitesi, Muş Devlet Hastanesi (zorunlu hizmet), Özel Duygu Hastanesi ve Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi çalıştığı bazı kurumlardır.